Türkiye’de takım tutma kültürü şanstan ibarettir. Babanda gördüğün siyah beyaz çubuklu forma seni karakartal yapar, o sene Avrupa Fatihi unvanını alan Cimbom ise aslan. Peki, yerküre genelinde tutulan takımlar homojen mi dağılmıştır? Almanlar neden kasabalarının takımını tutar? Derbiler ”en büyük” takımların kendi aralarında yaptıkları maçlardan mı ibarettir? Bu yazı serimizde derbi kavramını, futbolun sosyolojiyle ilişkisini ve Türkiye ile Dünya’daki derbileri inceleyeceğiz.
Sosyoloji, psikoloji, teoloji ve siyaset bilimi; toplumları, cemaatleri ve bireyleri şekillendirmedeki en etkili unsurların din ve siyaset olduğunu söyler. Celtic ve Rangers taraftarları ”şansa” taraf olmamışlardır bu takımlara. Bahsettiğim en etkili unsurlar onları buna itmiştir.
İskoçya’nın en büyük kenti Glasgow’un Doğu bölgesinde Katolik İrlandalı azınlıklarca kurulan Celtic, bunlar yeterince güçlü bir ayrım yaratmıyormuş gibi fakir mahallelerinde insani standartların altında yaşayan işçilerin kulübüdür. Rangers ise, nispeten gelir düzeyi yüksek Katolik yerlilerin takımıdır ve Celtic’ten daha eski bir kulüptür. Rangers, başta alt-insan olarak görülen Katolikler’i kulübe kabul etmiyordu. Katolikler ise bunun ardından kendi kulüplerini kurarak yalnızca Katolikler’i kulübe kabul etmeye başladı. Süreç içerisinde tahmin edebileceğiniz gibi Celtic, Katolikler’in; Rangers ise Protestanlar’ın kulübü haline geldi. İskoçya’da Katolik Rangers taraftarı var mıdır, hiç sanmıyorum. Zamanla işin içine siyaset de girmeye başladı, Rangerslılar Kraliçe’den tarafken Celticliler bağımsızlıktan taraf oldu. Günümüzde futbolun da küreselleşmesi ile iki kulubün Katolik-Protestan futbolcu kurallarının kalkmış olmasına rağmen rekabet hala katıdır. Bugün İskoçya’da insanlara mezhepleri yerine tuttukları takım sorulur. Mezhepler ve siyasetin işin içine girmesi Glasgow Derbisi’ni sosyolojik anlamda da derbi kılarken bu ezeli rekabeti ölümsüz hale getirmiştir. İskoçya’daki mevcut siyasi tartışmalar alevlendikçe Celtic-Rangers rekabeti de alevlenir.
İşte; siyaset, din ve sınıfların etkisiyle var olmuş bir rekabet. Yapaylıktan çok uzak, son derece doğal bir rekabet olduğu için Glasgow’da futbolun hayata etkilerindense hayatın futbola etkilerinden söz etmek daha yerinde olacaktır.

